top of page

Beltane: Baharın İçindeki Ateşi Hatırlamak

  • 29 Nis
  • 7 dakikada okunur

beltane

Beltane’i ilk duyduğunda kulağa biraz uzak, biraz “başka kültürlerin eski bayramı” gibi gelebilir. Ama aslında duygusu hiç yabancı değil. Çünkü Beltane dediğimiz şey, doğanın artık iyice canlandığı, toprağın ısındığı, çiçeklerin çoğaldığı, insanın içinde de bir şeylerin kıpırdamaya başladığı o çok tanıdık bahar hali.


Hani bazı dönemler vardır; insan sadece dinlenmek, içine çekilmek, toparlanmak ister. Bir de bazı dönemler vardır, artık perdeleri açmak, camdan içeri hava almak, yeniden süslenmek, üretmek, sevmek, sevilmek, görünmek, biraz da hayatın içine karışmak ister. İşte Beltane tam olarak bu ikinci hissin bayramı gibi.


Eski pagan geleneklerinde Beltane, bahardan yaza geçişi kutlayan önemli bir mevsim eşiği olarak görülür. Genellikle 30 Nisan gecesi ve 1 Mayıs günü kutlanır. Yani bizim Hıdırellez’e de çok yakın bir zamana denk gelir. Zaten bu dönem birçok kültürde benzer bir ruh taşır: ateşler yakılır, çiçekler toplanır, dilekler edilir, bereket çağrılır, eski mevsimin ağırlığı geride bırakılır ve hayatın yeniden çoğalmasına yer açılır.


Beltane’i anlamak için çok teknik düşünmeye gerek yok bence. Basitçe şöyle hissedebiliriz: Doğa “ben artık uyandım” diyor. Beltane de bizim bu uyanışa cevap verme halimiz.

Beltane nedir?

Beltane, eski Kelt ve pagan geleneklerinde yaz mevsiminin başlangıcını simgeleyen bir bahar bayramıdır. Yıl çarkında Samhain’in karşısında durur. Samhain daha çok karanlık, ölüm, atalar, içe dönüş ve görünmeyen dünya ile ilişkilendirilirken; Beltane bunun tam karşı kutbu gibidir. Yaşam, beden, aşk, bereket, ışık, ateş, çiçekler ve çoğalma enerjisi.


Bu yüzden Beltane’in havası daha dışa dönüktür. Daha canlıdır. Daha bedenseldir. Sadece ruhsal olarak yükselmekten bahsetmez; burada beden de vardır, arzu da vardır, toprak da vardır, neşe de vardır, temas da vardır.


Beltane’in doğurganlıkla ilişkilendirilmesi de buradan gelir. Ama bunu sadece çocuk sahibi olmak gibi düşünmemek lazım. Doğurganlık dediğimiz şey çok daha geniştir. Bir fikrin doğması da doğurganlıktır. Yeni bir işin büyümeye başlaması da. İçinde uzun zamandır kapalı duran yaratıcılığın açılması da. Kalbinin tekrar bir şeye heyecan duyması da.


Beltane biraz şunu sorar:

“Senin içinde ne yeniden canlanmak istiyor?”

Bu soru bile tek başına güzel bir ritüel sorusu olabilir.

Beltane’in tarihi ve mitolojik havası

Beltane’in kökleri eski Kelt dünyasına uzanır. Özellikle İrlanda, İskoçya ve Man Adası gibi Gaelic kültürlerde yazın başlangıcı olarak kutlanmış. Eski zamanlarda bu dönem, hayvanların yazlık otlaklara çıkarıldığı, toprağın verimliliğinin arttığı, insanların hem kendileri hem de hayvanları için korunma ve bereket dilediği bir zamanmış.


Beltane denince en güçlü sembol ateştir. Zaten bu bayramın ruhunda ateşin çok özel bir yeri var. Eski geleneklerde büyük Beltane ateşleri yakılırmış. Bu ateşlerin koruyucu ve arındırıcı olduğuna inanılırmış. Hatta bazı anlatılarda hayvanların iki ateşin arasından geçirilerek hastalıklardan ve kötü enerjilerden korunmasının amaçlandığı söylenir.


Bunu bugünün diliyle düşündüğümüzde çok güzel bir sembol çıkıyor ortaya. Kıştan kalan ağırlığı, korkuyu, durgunluğu, eski enerjiyi ateşe bırakmak… Sonra daha canlı, daha açık, daha cesur bir enerjiyle yeni mevsime geçmek.


Beltane’in mitolojik tarafında güneş, ışık, yeşillik, çiçekler, aşk ve yaşam gücü çok baskın. Bazı yorumlarda Beltane ismi “parlak ateş” fikriyle ilişkilendirilir. Kelt güneş tanrısı Belenus ile bağlantı kuran anlatımlar da vardır. Bu konuda farklı yorumlar var; ama sembolik olarak baktığımızda zaten mesele çok net: Beltane, ışığın ve ateşin büyüdüğü bir eşik. Ve burada ateş sadece yakıp yok eden bir şey değil. Canlandıran bir şey. İçimizdeki yaşam isteğini uyandıran bir şey.


beltane

Geleneksel Beltane kutlamalarında neler yapılırdı?

Beltane kutlamalarının en bilinen tarafı büyük ateşler. İnsanlar ateşlerin etrafında toplanır, dans eder, şarkılar söyler, korunma ve bereket için niyetler ederdi. Bazı yerlerde evlerdeki eski ateşler söndürülür, sonra Beltane ateşinden alınan yeni ateşle ocak tekrar yakılırdı.


Bu bana çok güçlü geliyor. Çünkü aslında şöyle bir şey söylüyor:

“Eski döngünün ateşi kapandı. Şimdi yeni ateşle devam ediyorum.”


Bazen bizim de buna ihtiyacımız oluyor. Aynı evdeyiz, aynı masadayız, aynı işlere bakıyoruz belki ama içimizde bir ateşi yenilememiz gerekiyor. Bir şeyi eski haliyle taşımayı bırakıp yeni bir enerjiyle başlatmamız gerekiyor.

Beltane’de çiçekler de çok önemli. Kapılar, pencereler, evler yeşil dallarla ve çiçeklerle süslenirmiş. Çünkü doğada ne oluyorsa, insan onu evine de davet ediyor. Çiçek açan bir dünya varsa, evin de çiçek açsın. Toprak canlanıyorsa, senin yaşam alanın da canlansın.


Bir başka gelenek de Maypole dansı. Renkli kurdelelerle süslenen uzun bir direğin etrafında dans edilir. Kurdeleler birbirine dolanır, açılır, sarılır. Çok basit bir görüntü gibi durabilir ama aslında yaşamın birbirine bağlanan yollarını, birlikteliği, üretkenliği ve neşeyi anlatan güzel bir sembol.


Bir de sabah çiyiyle ilgili gelenekler var. Beltane sabahı toplanan çiyin güzellik, gençlik ve yenilenme getirdiğine inanılırmış. Bunu çok seviyorum çünkü çok küçük ama çok şiirsel bir pratik. Sabahın ilk suyunu yüzüne sürmek… Doğanın yeni uyanmış halini kendi bedenine taşımak gibi.

Beltane hangi niyetler için uygundur?

Beltane bana göre “artık hayata karışmak istiyorum” niyetleri için çok uygun bir zaman. Yani eğer çok uzun zamandır içe kapandıysan, kendini sakladıysan, üretmek isteyip ertelediysen, kalbini kapalı tuttuysan, bedeninle bağın zayıfladıysa, görünür olmaktan çekindiysen… Beltane bu konulara güzel bir kapı açar.


Bu dönem özellikle şu niyetlerle çalışmak için çok uyumludur:

Aşk, çekim ve kalp açıklığı.Tutku ve yaşam enerjisi.Yaratıcılık.Bereket ve bolluk.Bir projenin büyümesi.Kişisel görünürlük.Özdeğer.Bedenle barışmak.İlişkilerde sıcaklık ve yakınlık.Neşe, haz ve hayatla yeniden bağ kurmak.

Ama burada küçük bir ayrım var. Beltane’de niyet ederken sadece “bana gelsin” demek yerine, “ben de buna açılmaya hazırım” demek daha doğru geliyor. Çünkü Beltane pasif bir bekleyiş enerjisi değil. Daha canlı, daha katılımcı bir enerji.


Mesela aşk için niyet edeceksen sadece “aşk gelsin” demek yerine şöyle diyebilirsin:

“Kalbimin güvenli, sıcak ve karşılıklı bir sevgiye açılmasına izin veriyorum.”


Bereket için:

“Yaratıcılığımın, emeğimin ve görünürlüğümün berekete dönüşmesine açılıyorum.”


Yaratıcılık için:

“İçimde bekleyen fikirlerin canlanmasına, görünür olmasına ve dünyada yer bulmasına izin veriyorum.”

Beltane’in niyeti biraz böyle olmalı bence. Sadece istemek değil; o isteğin içinde hareket etmeye de razı olmak.

Modern ritüel pratiklerinde Beltane nasıl kutlanır?

beltane

Bugün Beltane’i kutlamak için kocaman ateşler yakmamıza, eski gelenekleri birebir tekrar etmemize gerek yok. Zaten modern ritüel pratiğinde en güzel şeylerden biri şu: Geleneklerin ruhunu alıp kendi hayatımıza uyarlayabiliyoruz.


Evde küçük bir mum yakmak bile Beltane için güzel bir başlangıç olabilir. Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil ya da beyaz bir mum seçebilirsin. Mumun alevine bakıp kendine şu soruyu sorabilirsin:

“Benim içimde hangi ateş yeniden yanmak istiyor?”


Bazen bu soru direkt cevap vermez. Ama bedende bir yer kıpırdar. Bir fikir gelir. Bir kişi akla düşer. Bir proje kendini hatırlatır. Bir arzu saklandığı yerden başını çıkarır. İşte Beltane biraz bu başını çıkaran şeylere alan açmakla ilgili.


Bir çiçek ritüeli yapabilirsin. Taze çiçekler alıp küçük bir Beltane köşesi hazırlayabilirsin. Çiçeklerin yanına bir mum, küçük bir kase su, birkaç bitki, belki bir kristal, belki de üzerinde çalışmak istediğin niyetin yazılı olduğu bir kağıt koyabilirsin.


Eğer yaratıcı bir işin, büyütmek istediğin bir projen, yeni açmak istediğin bir alan varsa; onun adını bir kağıda yazıp bu çiçekli alanın ortasına koyabilirsin. Sonra birkaç gün boyunca her sabah oraya bakıp sadece şunu söyleyebilirsin:

“Bunu büyütmeye hazırım.”


Bu kadar sade. Ama çok etkili olabilir. Çünkü ritüel bazen uzun uzun yapılan bir şey değil; her gün aynı niyete küçük bir bilinçle geri dönmektir.

Beltane için evde yapılabilecek sade bir ritüel

Beltane akşamı kendine küçük bir alan hazırla. Çok gösterişli olmak zorunda değil. Temiz bir masa, birkaç çiçek, bir mum, küçük bir kase su ve bir kağıt yeter. Önce alanı biraz temizle. Tütsü yakabilirsin, sprey kullanabilirsin ya da sadece masayı düzenleyip bir pencere açabilirsin. Sonra mumu yak.


Kağıda şu soruyu yaz:

“Bu bahar benim içimde neyi canlandırıyor?” Cevabı güzel yazmaya çalışma. Gerçek yaz. Belki “aşk” diyeceksin. Belki “para” diyeceksin. Belki “kendime dönmek” diyeceksin. Belki “artık görünmek istiyorum” diyeceksin. Belki de hiç beklemediğin bir cevap çıkacak.


Sonra ikinci soruyu yaz:

“Bunun büyümesi için ben neye izin vermeliyim?” Bu soru çok önemli. Çünkü bazen dileğin önündeki engel dışarıda değildir. Bazen biz o şeyin büyümesine izin vermeyiz. Görünmek isteriz ama saklanırız. Sevilmek isteriz ama yaklaşana güvenmeyiz. Bereket isteriz ama emeğimizi değersizleştiririz. Yaratıcılık isteriz ama yaptığımız şeyi paylaşmaya utanırız.

Beltane bu noktada biraz dürüst bir bayramdır. Sana sadece çiçek vermez. “Peki sen açmaya hazır mısın?” diye de sorar.

Cevaplarını yazdıktan sonra kağıdı katla. Çiçeklerin yanına koy. Mum yanarken birkaç dakika sessizce otur. Sonra içinden şu niyeti geçirebilirsin:


“İçimde canlı olanı onurlandırıyorum. Hayatla yeniden bağ kurmaya, büyümeye ve görünür olmaya izin veriyorum.”

Mumu güvenli şekilde söndür. Kağıdı birkaç gün saklayabilir, sonra toprağa gömebilir ya da bir defterin arasında tutabilirsin.

Beltane’de aşk ve çekim çalışmaları

Beltane aşk ritüelleriyle çok ilişkilendirilen bir zaman. Ama burada aşkı sadece romantik ilişki gibi düşünmek biraz daraltıyor. Beltane’de aşk, hayatla aramızdaki sıcak bağ gibi de düşünülebilir.


Kendini güzel hissetmek.Bedeninle daha barışık olmak.Kalbinin yeniden yumuşaması.Bir ilişkiye açık olmak.Var olan ilişkide sıcaklığı artırmak.Kendi çekim alanını güçlendirmek.Sevgi almaya ve vermeye daha açık olmak. Bunların hepsi Beltane’in alanına girer.


Basit bir çalışma olarak pembe ya da kırmızı bir mum yakabilirsin. Yanına bir çiçek koyabilirsin. Kağıda sevgiyle ilgili niyetini yazabilirsin. Ama niyetin mümkün olduğunca sağlıklı ve açık olsun. Bir kişiyi zorla kendine çekmek gibi değil; daha çok kendi kalbini doğru sevgiye açmak gibi.


Mesela:

“Beni güvenle, açıklıkla ve karşılıklılıkla besleyen sevgiye açılıyorum.”

Böyle bir niyet hem daha temizdir hem de seni kendi merkezinden uzaklaştırmaz.

Beltane’de bereket ve yaratıcılık çalışmaları

Beltane’in bereket enerjisi çok canlıdır. Ama bu bereket Hıdırellez’deki gibi biraz dilek ve akış üzerinden değil; daha çok canlılık, üretim ve büyüme üzerinden çalışır. Bir şeyi büyütmek istiyorsan Beltane güzel bir zamandır. Yeni bir proje, marka, ürün, yaratıcı fikir, ilişki, eğitim, alan, iş kapısı… Beltane sana “bunu toprağa koy ve güneşe çıkar” der gibi gelir. Bir bereket çalışması için küçük bir kase hazırlayabilirsin. İçine pirinç, tarçın, defne yaprağı, birkaç bozuk para, belki küçük bir yeşil ip ya da anahtar koyabilirsin. Yanına bir mum yakıp büyütmek istediğin şeyi kağıda yazabilirsin.


Ama burada en önemli nokta şu: Beltane bereketi sadece “para gelsin” değildir. Daha çok “benim içimdeki yaşam gücü dünyada karşılık bulsun” demektir. Yani yaratıcılığın berekete dönüşsün.Emeğin görünür olsun.Cesaretin fırsat açsın.İçindeki ateş sana yol göstersin.

Beltane bize ne hatırlatır?

Beltane’in bence en güzel tarafı, bize canlı olmayı hatırlatması.

Sadece ayakta kalmayı değil.Sadece işleri yetiştirmeyi değil.Sadece idare etmeyi değil.


Gerçekten yaşamayı. Bir şeyi sevmeyi, bir şeyi büyütmeyi, bir şeye heyecan duymayı, bedeninle barışmayı, kalbini biraz açmayı, görünmekten daha az korkmayı…


Beltane bize der ki:“Toprak hazır. Işık büyüyor. Ateş yanıyor. Peki sen neyi büyütmek istiyorsun?”

Belki cevabın hemen gelmez. Belki de çoktan biliyorsundur ama söylemeye çekiniyorsundur. O zaman küçük bir mum yak. Bir çiçek koy yanına. Bir kağıda yaz. Çünkü bazen ritüel dediğimiz şey, hayatımıza büyük bir mucize çağırmaktan çok, içimizde zaten canlı olan şeyi nihayet ciddiye almaktır.

Yorumlar


bottom of page