VENÜS GERİ DÖNERKEN - Kalbin eski odalarında biraz dolaşmak

Venüs retrosu başladı.
Ama hepimize geçmiş olsun demeyeceğiz. Çünkü gökyüzünde kötü bir şey olmuyor. Hayat durmuyor, ilişkiler lanetlenmiyor, retro başladı diye aldığımız her karar da yanlış çıkmıyor.
Yalnızca bazı şeyler biraz yavaşlıyor. Bazı duyguların sesi yükseliyor. Çoktan kapattığımızı sandığımız bir çekmece kendi kendine açılıyor ve içinden bazen eski bir insan, bazen eski bir arzu, bazen de uzun zamandır görmezden geldiğimiz bir hâlimiz çıkıyor.
Bu arada Venüs gerçekten geri geri gitmiyor. Dünya’dan baktığımızda gökyüzünde izini geri alıyormuş gibi görünüyor. Ama biz gökyüzünün dilini biraz da semboller üzerinden okuyoruz. Bir gezegen geriye dönerken, biz de onun anlattığı yerlere bir kez daha bakıyoruz.
Venüs aşkı anlatıyor, evet. Ama yalnızca romantik aşkı değil. Neyi sevdiğimizi, neyi güzel bulduğumuzu, hazla aramızın nasıl olduğunu, sevgiyi ne kadar rahat alıp verebildiğimizi, para karşısında ne hissettiğimizi, kendi bedenimize hangi gözle baktığımızı ve en önemlisi kendimize ne kadar değer verdiğimizi de anlatıyor.
O yüzden bu yazı “Venüs retrosunda eski sevgiliniz dönecek mi?” yazısı değil.
Belki döner. Bilmiyoruz. Ama asıl mesele o değil.
Asıl mesele, biri geri döndüğünde sizin hâlâ aynı yerde olup olmadığınız. Ya da kimse geri dönmese bile içinizde hangi eski duygunun yeniden kapınızı çaldığı.

VENÜS BU KEZ NEREDEN GEÇİYOR?
Venüs, 3 Ekim’de Akrep burcunda retroya başladı. Şu an, bu yazıyı yazdığımız 9 Ekim günü, hâlâ Akrep’in ilk derecelerinde. 25 Ekim’de Terazi’ye geri dönecek ve Türkiye saatiyle 14 Kasım’ın ilk saatlerinde yeniden ileri harekete başlayacak. Aynı yolu tamamen geride bırakmasıysa 15 Aralık’ı bulacak.
Yani önümüzde iki ayrı bölüm var.
İlki Akrep.
Akrep’in odası biraz karanlık. Kötü olduğu için değil; gözümüz yüzeydeki parıltıya takılmasın diye. Burada arzuların daha gizli tarafları, yakınlık kurma biçimimiz, güven, kıskançlık, kaybetme korkusu, cinsellik, bağlılık, ortak para ve ilişkilerdeki güç dengeleri var.
Akrep’teki Venüs bize yalnızca “Kimi seviyorsun?” diye sormuyor.
“Neden onu seviyorsun?” diyor.“Onu kaybedersen kendin hakkında neye inanacağından korkuyorsun?” diyor.“Yakınlık mı istiyorsun, yoksa kontrol mü?” diyor.“Bu gerçekten arzu mu, yoksa yalnız kalmaktan korktuğun için tuttuğun bir bağ mı?” diyor.
Biraz rahatsız edici sorular olabilir. Ama bazen kalbin en dürüst cümlesi, ilk söylediği cümle değildir.
25 Ekim’den sonra Venüs Terazi’ye geri döndüğünde odanın ışığı değişecek. Akrep’te bulduğumuz duyguları bu kez ilişkilerimizin ortasına koyacağız.
Ben ne veriyorum?Ne alıyorum?Ne istiyorum ama söylemeye çekiniyorum?Uyum dediğim şey gerçekten karşılıklılık mı, yoksa huzur bozulmasın diye kendimden vazgeçmek mi?
Önce arzunun dibine bakacağız. Sonra o arzuyla bir başkasının karşısında nasıl durduğumuza.

ŞU ANKİ HİS BİRAZ KARIŞIK OLABİLİR
10 Ekim’de Venüs ile Mars arasında sert bir açı oluşurken aynı gün Terazi’de bir Yeniay gerçekleşecek.
Venüs “Ben aslında ne istiyorum?” diye düşünürken Mars çoktan telefonu eline almış, mesajı yazmış olabilir. Birine ulaşmak, bir şeyi bir anda bitirmek, uzun süredir söylenmemiş bir cümleyi bütün ağırlığıyla masaya bırakmak isteyebiliriz.
Bu hisler yanlış değil. Onları bastırmamız da gerekmiyor. Ama hissetmekle harekete geçmek arasına biraz yer açabiliriz.
Mesajı yazın mesela. Ama hemen göndermek zorunda değilsiniz. Bir çay koyun. Bir duş alın. Gölge’yi yürüyüşe çıkarın. Bir gece uyuyun. Ertesi gün hâlâ aynı şeyi söylemek istiyorsanız o zaman yeniden bakarsınız.
Çünkü bazen duygunun taşıdığı bilgi doğrudur ama o duygunun ilk seçtiği hareket değildir.
Terazi Yeniayı’nı da “Hemen yeni bir aşk çağırmalıyım” baskısına çevirmeye gerek yok. Belki bu kez hayatımıza kimin geleceğini dilemekten önce, geldiğinde bizi nasıl bir yerde bulmasını istediğimizi düşünebiliriz.
BU RETRONUN KÜÇÜK GÖKYÜZÜ TAKVİMİ
10 Ekim: Venüs–Mars gerilimi ve Terazi Yeniayı. Arzu, öfke, gurur ve yakınlık ihtiyacı birbirine karışabilir. Büyük tepkiler vermeden önce bedeni dinlemek iyi gelebilir.
20 Ekim: Venüs ve Plüton karşı karşıya geliyor. Kontrol, takıntı, kıskançlık, sahip olma isteği ve para üzerinden kurulan güç ilişkileri görünür olabilir. Bir şeyi çok istemekle onun tarafından yönetilmek aynı şey değil.
24 Ekim: Venüs, Güneş’in kalbine giriyor. Retro döngüsünün tam ortası. Venüs gökyüzünde görünmezken bizim için de biraz içeri dönme, dışarıdan cevap aramayı bırakıp gerçekten değer verdiğimiz şeyi duyma zamanı.
25 Ekim: Venüs Terazi’ye geri dönüyor. Duygunun derinliğinden ilişkinin dengesine geçiyoruz.
26 Ekim: Boğa Dolunayı. Beden, para, güvenlik, sahip olduklarımız ve bize gerçekten iyi gelen şeyler daha görünür olabilir.
14 Kasım: Venüs yeniden ileri harekete başlıyor. Bütün cevaplar bir gecede gelmez ama soruların şekli değişmeye başlayabilir.
15 Aralık: Venüs retro boyunca yürüdüğü yolu tamamen geride bırakıyor. Bazı şeylerin asıl anlamı ancak o zaman yerine oturabilir.
PEKİ BİZ BU DÖNEMDE NE YAPABİLİRİZ?
Önce hayatı durdurmayabiliriz.
Retro başladı diye kuaför randevunuzu iptal etmek, kartlarınızı dondurmak, yeni tanıştığınız herkesten şüphelenmek ya da geçmişten yazan birini kaderiniz ilan etmek zorunda değilsiniz. Yalnızca acele etmemek iyi olabilir. Özellikle geri dönüşü zor kararlarla o kararları doğuran anlık duygular arasına biraz zaman koymak. Sonra da kendimize birkaç dürüst alan açabiliriz.
ARZUNUN GERÇEK ADINI BULMAK
Bir akşam kendinize küçük bir masa hazırlayın. Çok büyük bir düzen kurmanıza gerek yok. Bir mum, bir kâğıt ve rahatsız edilmeyeceğiniz biraz zaman yeterli.
Kâğıdın en üstüne şunu yazın:
Şu anda en çok neyi istiyorum?
İlk cevabı verdikten sonra kendinize bir kez daha sorun:
Bu gerçekleşirse bana ne hissettirecek?
Sonra aynı soruyu bir kez daha sorun.
Belki bir ilişki istediğinizi yazdınız ama onun altında görülmek var. Belki daha çok para istiyorsunuz ama asıl ihtiyacınız güvenlik ya da hareket özgürlüğü. Belki birinin geri dönmesini istiyorsunuz ama aslında yarım kalan hikâyenizin bir anlamı olsun istiyorsunuz.
Bu çalışma arzunuzdan vazgeçmek için değil. Ona daha doğru bir isim verebilmek için.
Çünkü bazen istediğimiz şeyle ihtiyacımız olan şey birbirine çok benziyor. Ama aynı değiller.
VENUS OIL İLE KENDİNE DÖNMEK

Venus Oil’i bu retroda “Birini bana getir” diye kullanmak zorunda değiliz.
Hatta biz bu dönemde yağı biraz daha kendimize dönmek için kullanmayı seviyoruz. Çünkü Venüs’le çalışmak yalnızca çekici olmakla ilgili değil. Kendimizi güzel hissetmek, sevgiyi kabul edebilmek, haz duyduğumuz için suçluluk duymamak ve kendi bedenimizde gerçekten bulunabilmek de Venüs’ün alanı.
Bir akşam aynanın karşısına geçin. Venus Oil’den çok az miktarda bileklerinize, kalp bölgenize ya da boynunuzun köküne uygulayın. Kokusu o an için size dönmenin işareti olsun.
Aynadaki görüntünüzü düzeltmeye çalışmayın. Kusur aramayın. Kendinize inanmadığınız büyük olumlamalar söylemek zorunda da değilsiniz.
Bir süre yalnızca bakın.
Sonra şu üç soruyu yazın:
Kendimde sevilmeye değer bulmakta en çok zorlandığım şey ne?
Beğenilmek ya da seçilmek uğruna hangi yanımı küçültüyorum?
Başkasının beni seçmesini beklemek yerine bugün ben neyi seçebilirim?
Cevaplarınızın spiritüel, güzel ya da umut dolu görünmesi gerekmiyor. Bazen en gerçek cevap biraz dağınıktır.
Çalışmayı bitirirken ellerinizi kalbinizin üzerine koyup şöyle diyebilirsiniz:
Arzumdan utanmıyorum. Ama onun beni yönetmesine de izin vermiyorum. Ne istediğimi duymaya ve kendimi seçmeye niyet ediyorum.
Bu cümleyi ezberlemek zorunda değilsiniz. Hatta isterseniz kendi cümlenizi kurun. Sihir biraz da sözün gerçekten size ait olduğu yerde başlıyor.
Bu çalışmayı özellikle Venüs 25 Ekim’de Terazi’ye döndükten sonra yapabilirsiniz.
Bir kâğıdı üçe bölün:
Verdiğim · Aldığım · Söylemediğim
Sonra aklınızdaki ilişkiye dürüstçe bakın. Bu sevgilinizle, arkadaşınızla, ailenizden biriyle, bir iş ortağınızla ya da hayatınızda sürekli aynı döngüyü yaşadığınız herhangi biriyle ilişkiniz olabilir.
Burada kimin daha çok verdiğini hesaplamıyoruz. Sevginin muhasebesini tutmuyoruz.
Yalnızca sürekli verdiğimiz ama istemeye utandığımız şeyleri görmek istiyoruz. Bize sunulduğu hâlde kabul edemediğimiz sevgiyi fark etmek. Huzur bozulmasın diye sustuğumuz ihtiyaçların gerçekten ortadan kalkıp kalkmadığına bakmak.Sonunda büyük bir karar vermeniz gerekmiyor. Küçük bir denge hareketi seçin. Yardım istemek, bir sınırı söylemek, teşekkür etmek, ertelenmiş bir konuşma için zaman belirlemek ya da artık size ait olmayan bir yükü sahibine bırakmak olabilir.
24 EKİM: VENÜS’ÜN KALBİ
Türkiye saatiyle 24 Ekim’de Venüs ile Güneş aynı noktada buluşacak. Astrolojide burası Venüs retrosunun kalbi gibi görülür.
O gün çok büyük bir ritüel kurmanız gerekmiyor.
Bir mum yakın. Venus Oil’i bileklerinize sürün ya da yağdan çok az miktarda kişisel bir takınıza, aynanızın çerçevesine veya Venüs’e ayırdığınız bir objeye dokundurun. Yağı mumun fitiline ya da yanan aleve uygulamayın.
Biraz sessiz kalın ve kendinize şunu sorun:
Başkalarının beklentilerini, korkularımı ve güzel görünme çabamı çıkardığımda benim için hâlâ değerli olan ne?
Bulduğunuz cevabı tek bir cümleyle yazın.
Onu hemen gerçekleştirmeniz gerekmiyor. Bir şeyi değerli bulduğumuzu kabul etmek de bazen başlı başına bir başlangıçtır.
VENUS OIL’İ BU RETRO BOYUNCA NASIL KULLANABİLİRSİNİZ?
Venus Oil’i günlük olarak bileklerinize veya kalp bölgenize çok az uygulayabilir, kokusunu kendinize dönmek için küçük bir hatırlatıcı hâline getirebilirsiniz.
Günlük tutmadan önce kullanabilirsiniz. Aynanızı, sık taktığınız bir takıyı ya da Venüs’e ayırdığınız bir objeyi kutsayabilirsiniz. Yarım bıraktığınız yaratıcı bir işe dönerken ellerinize çok az sürüp niyetinizi hatırlayabilirsiniz.
Ama bu kez niyetimiz yalnızca “Beni sevsin” olmasın.
Belki şöyle diyebiliriz:
Sevgi geldiğinde onu tanıyabileyim. Kabul edebileyim. Karşılık verebileyim. Ama severken kendimi kaybetmeyeyim.
Çünkü sevgi yalnızca hayatımıza birini çağırmakla ilgili değil. Gelen sevgiyi taşıyabilecek bir yerde olmakla da ilgili.
GEÇMİŞTEN BİRİ GELİRSE?
Önce nefes alın.
Birinin geri dönmesi onun mutlaka kaderiniz olduğu anlamına gelmiyor. Bazen biri geri gelir çünkü hâlâ aynı kapıyı açık tutuyoruz. Bazen bir hikâye yeniden belirir çünkü bu kez ona başka türlü bakabilecek kadar değişmişizdir. Bazen de evet, gerçekten yarım kalmış bir konuşmanın tamamlanması gerekir.
Ama retro bize geri dönen her şeyi yeniden hayatımıza almamızı söylemiyor.
Bu kez onu daha dikkatli karşılamamızı söylüyor olabilir.
Şunu sorabilirsiniz:
Ben bu insanı mı özledim, yoksa onun yanındayken olduğum kişiyi mi?
Ve belki daha önemlisi:
O kapı yeniden açılırsa içeri girecek olan eski ben mi, bugünkü ben mi?
VENÜS YENİDEN İLERLERKEN
Venüs 14 Kasım’da ileri harekete geçtiğinde gökyüzünde büyük bir zil çalmayacak. Bütün ilişkiler bir gecede açıklığa kavuşmayacak. Aynadaki görüntümüz değişmeyecek. Aklımızdaki insan bir anda doğru ya da yanlış kişiye dönüşmeyecek.
Ama belki neyi neden istediğimizi biraz daha iyi biliyor olacağız.
Belki birini sevmenin kendimizden vazgeçmek olmadığını yeniden hatırlayacağız. Belki uzun zamandır güzellik sandığımız şeyin başkalarının bakışıyla kurulmuş bir ölçü olduğunu fark edeceğiz. Belki de yıllardır beklediğimiz sevginin bir kısmını kendimizden esirgediğimizi göreceğiz.
Venüs geri dönerken bizden arzularımızı susturmamızı istemiyor.
Onlara daha yakından bakmamızı istiyor.
Çünkü bazen kalbin ne istediğini anlamanın yolu hemen peşinden gitmek değil; önce onun sesini diğer bütün seslerden ayırabilmek.
Ve belki bu retro boyunca yapacağımız bütün çalışma tam olarak bu kadar:
Biraz yavaşlamak.Biraz dürüstleşmek.Biraz da kendimize geri dönmek.
_edited.png)



Yorumlar